a
Vova Kitap Yayınevi: Kitabınızı yayımlatmak mı istiyorsunuz?
Umut Pulat: Tülütabaklar ve Cesaret Çanı ve Vefalı YurtTülütabaklar ve Cesaret ÇanıVefalı Yurt
Burası reklam alanı
Burası reklam alanı

Ecevit Siyasetçi Olmasaydı Şair mi Olurdu? Tagore’la Başlayan Bir Hayat

Burası reklam alanı
Burası reklam alanı
Burası reklam alanı

Yıl 1941. Bebek’teki Robert Kolej’de bir lise öğrencisi, Bengalli bir şairin kendi eliyle İngilizceye aktardığı ilahileri Türkçeye çeviriyor. Kitap o yıl basılıyor: Rabindranath Tagore’un Gitanjali‘si. Çevirmenin adı Bülent Ecevit. Otuz üç yıl sonra aynı adam Türkiye’nin başbakanı olacak.

Burası reklam alanı

Kısa cevabı baştan verelim: Bülent Ecevit (İstanbul, 28 Mayıs 1925 – Ankara, 5 Kasım 2006) dört kez başbakanlık yapmış bir siyasetçi olduğu kadar dört şiir kitabı yayımlamış bir şair, Tagore’dan ve T. S. Eliot’tan çeviriler yapmış bir çevirmen, 1950’lerde Ankara’da düzenli sanat yazıları yazan bir gazeteciydi. Siyasete girdikten sonra da şiiri bırakmadı. Ölümünün 20. yılında, onun bu “öteki” hayatına bakmak istedik.

Ressam bir anne, kolej koridorları

Ecevit’in evinde iki dil konuşuluyordu denebilir: biri kitapların dili, öbürü boyaların. Babası Fahri Ecevit, Ankara Hukuk Fakültesi’nde adli tıp profesörüydü, 1943-1950 arasında Kastamonu milletvekilliği yaptı. Annesi Fatma Nazlı Ecevit ise ressamdı.

Robert Kolej’den 1944’te mezun oldu. Okulun edebiyat dergisi İzlerimiz‘in yayınını yönettiği, şiirlerinin yıllar içinde Varlık, Dost ve Forum gibi dergilerde çıktığı aktarılır. Gitanjali çevirisi ve onu 1943’te izleyen ikinci Tagore çevirisi, Âvâre Kuşlar (Stray Birds), bu yıllara aittir. Yani Ecevit’in yayımlanmış ilk kitapları kendi şiirleri değil, bir başkasının şiirleriydi. Bize kalırsa bu, edebi hayatının geri kalanını da özetleyen bir başlangıç: önce dinlemek, sonra konuşmak.

Burası reklam alanı

Kolej yıllarının bir başka izi geçen yıllarda bir sahaftan çıktı. Yıldıray Oğur’un Serbestiyet’te anlattığına göre, Ecevit’in 1944’te Ankara’dan okul arkadaşı Tunç Yalman’a yazdığı mektuplar tesadüfen bulunmuş ve Hayat Dalgalar Gibi Üstümüzden Geçecek adıyla kitaplaşmış. Mektuplarda on dokuz yaşlarında bir genç var: Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde çevirmenlik yapıyor, akşam yediye kadar siyasi telgraf ve makale çeviriyor, istediği şeylerin listesine şiir okumayı ve yazmayı koyuyor. Oğur’un aktardığı anılara göre Ecevit, Can Yücel ve aralarında Rahşan Aral’ın da bulunduğu arkadaş çevresi, yirmili yaşlarına girerken mistisizme duydukları merakı kendi aralarında “burjuva mistik” diye adlandırıyormuş.

Burası reklam alanı

Londra’da Sanskritçe

1946’da Rahşan Aral’la evlendi ve Londra’ya gitti. 1946-1950 arasında Londra Büyükelçiliği’nin basın ataşeliğinde çalıştı. Asıl merak uyandıran ayrıntı mesai saatleri dışında: Londra Üniversitesi’ne bağlı School of Oriental and African Studies’te (SOAS) Sanskritçe, Bengalce ve sanat tarihi okudu.

Neden Bengalce? Cevap muhtemelen tek kelime: Tagore. Lise sırasında İngilizcesinden çevirdiği şairin dilini öğrenmeye girişmek, bir çevirmenin kendine yaptığı en sessiz itiraflardan biridir. Bölümü bitirmedi; aslında hiçbir yükseköğrenimini tamamlamadı. “Ecevit hangi dilleri biliyordu?” sorusunun kaynaklarla verilebilecek dürüst cevabı da şu: İngilizceyi çeviri yapacak kadar iyi biliyordu, Sanskritçe ve Bengalce okudu, ama bu dilleri hangi düzeyde konuştuğuna dair güvenilir bir bilgi yok.

Ulus’un sanat sayfası

1950’de Ankara’ya döndü ve CHP’nin yayın organı Ulus‘ta işe başladı. Demokrat Parti döneminde Ulus kapatılınca Yeni Ulus‘ta ve Halkçı‘da yazdı, yazı işlerinde çalıştı; Forum dergisinin kadrosunda yer aldı. 1955’te Kuzey Karolina’da, Winston-Salem’deki bir gazetede konuk gazeteci olarak bulundu; 1957’de Rockefeller bursuyla Harvard’da sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine çalıştı.

Bu yılların az bilinen tarafı sanat yazıları. Ecevit’in 1950-1961 arasında, çoğu Ulus‘ta, Türkçe ve İngilizce yaklaşık 1.500 yazısı var: kültür yorumları, gezi yazıları, siyasi analizler ve sergi eleştirileri. SALT Araştırma bu yazıları dört yıllık bir çalışmayla tarayıp aranabilir hâle getirdi. Projenin araştırma yöneticisi, sanat tarihçisi Sarah-Neel Smith, ARTMargins‘teki giriş yazısında Ecevit’i o yılların bir sanat eleştirmeni ve galericisi olarak tanıtıyor.

Burası reklam alanı

Bir örnek: Smith’in Ecevit’in yazılarına örnek olarak andığı, Ulus‘ta 26 Nisan 1953’te çıkmış, Eyüboğluların yeni sergisini konu alan bir yazı. Bir başka örnek: Ankara’da 1952’de açılan Helikon Derneği Galerisi. Ecevit’in adı, İstanbul’daki Galeri Maya’nın kurucusu Adalet Cimcoz’la birlikte, 1950’lerin bu bağımsız sanat mekânlarıyla anılıyor; yıllar sonra, 1988’de Gergedan dergisinde Helikon’u anlatan bir yazı da yazdı. 1953, 1954 ve 1956 tarihli üç makalesi, devletin sanat dünyasını ne ölçüde yönlendirmesi gerektiğini ve yeni oy kullanmaya başlamış yurttaşların kültürde ne söz hakkı olduğunu tartışıyor. Bu üç yazı 2016’da İngilizceye çevrilip ARTMargins dergisinde yayımlandı.

Burada küçük bir hayret payı bırakalım: Türkiye’de sanat eleştirisinin kısa tarihinde, sonradan başbakan olacak birinin sergi gezip yazı yazmış olması pek bilinen bir şey değil.

Bakanlıkta bir Eliot oyunu

1957’de Ankara milletvekili seçildi ve hayatının ağırlık merkezi değişti. Ama çeviri masası kapanmadı. T. S. Eliot’ın The Cocktail Party (Kokteyl Parti) oyununu Türkçeye çevirdi; kitap 1963’te çıktı, yani Ecevit’in Çalışma Bakanı olduğu yıllarda (1961-1965). Çeviri 1975’te Bilgi Yayınları’nın tiyatro dizisinde ikinci baskısını yaptı.

Eliot’ın bu oyunu, bir kokteyl partisinde çözülen bir evliliğin ardından insanların kendi seçimleriyle yüzleşmesini anlatır. Bir bakanın, belki mesai sonrasında, bu metinle uğraştığını düşünmek bize hâlâ biraz tuhaf, biraz da dokunaklı geliyor.

Dört kitap ve bir önsöz

Ecevit’in şiir kitapları şunlar:

Burası reklam alanı
Kitap Yıl
Şiirler 1976
Işığı Taştan Oydum 1978
El Ele Büyüttük Sevgiyi 1997
Bir Şeyler Olacak Yarın (Tüm Şiirler) 2005

Ansiklopediler ilk şiir kitabının tarihini 1976 olarak veriyor; Ecevit o sırada CHP genel başkanıydı ve 50 yaşını geçmişti. Şiirler‘de kendi şiirlerinin yanında uzun bir çeviri bölümü de vardı: Bhagavad Gita’dan, Lao Tzu’dan, Eliot’tan, Ezra Pound’dan, Dylan Thomas’tan, Larkin’den, Kipling’den ve elbette Tagore’dan. Kitabın başındaki “Niçin Şiir” adlı önsözde (Haziran 1976) Ecevit, şiiri halka mesaj vermek için kullanmadığını, toplumsal görevini esas olarak siyasetle yerine getirdiğini, ama siyasete girdi diye şiiri ve çeviriyi bıraksaydı daha az kendisi olacağını anlatıyor. Sonraki baskıların tanıtımında da aynı fikir geçer: şiir onun için bir iletişim aracından çok bir “düşünme yöntemi”ydi; şiirdeki mesajı çoğu zaman yazdıktan sonra fark ederdi.

2024’te Azerbaycan’da yayımlanan bir akademik çalışma, Ecevit’in şiirlerinin büyük bölümünün serbest vezinle yazıldığını; vatan, tarih, göç, sınır, aşk ve umut temalarının öne çıktığını; “haiku” adını verdiği kısa şiirlerin klasik 5-7-5 kalıbına uymadığını belirtiyor. Aynı çalışmaya göre şiirleri Almanca, Romence, Sırpça ve Rusça gibi dillere çevrildi.

El Ele Büyüttük Sevgiyi ise genellikle Rahşan Ecevit’le birlikte anılır; Anadolu Ajansı bu hafta kitabı onun en bilinen eseri olarak andı ve şiirlerinin büyük bölümünün eşi için yazıldığını hatırlattı. Rahşan Ecevit’in kendisi de yazıyla ilgiliydi: resim yaptı, Pülümür’de Aşk adlı bir roman yazdı; roman 2002’de tiyatroya uyarlandı. Onun şiir yazdığına dair bir kaynağa ise rastlamadık.

İki şiirin hikâyesi ayrıca anılmaya değer. Hürriyet’in 2002 tarihli haberine göre Ecevit, Türk-Yunan dostluğunu anlatan “Mavi Büyü”yü 1974’te Londra’da yazmış; şiiri besteci Muammer Sun müziğe dönüştürmüş, Bursa Büyükşehir Belediyesi de 5.000 adet CD olarak bastırıp ücretsiz dağıtmış. 1993’te Sivas’taki Madımak Oteli kundaklaması üzerine 1995’te yazdığı “Madımak” şiirini ise, Sözcü’nün şiiri besteleyen Faruk Demir’e dayanarak aktardığına göre, siyasi kazanç sağlamaya çalıştığı düşünülmesin diye uzun süre kamuoyuyla paylaşmamış.

Şair miydi gerçekten?

Bu soruyu yalnızca biz sormuyoruz. Ölümünün üç gün ardından, 8 Kasım 2006’da Milli Gazete’de “Ecevit şair miydi!?” başlıklı eleştirel bir köşe yazısı çıktı; yazı onun şiirlerini fazla öğretici bulmuş, önsözdeki dil kusurlarına takılmıştı. Öte yandan şiirleri bestelendi, akademik çalışmalara konu oldu, tüm şiirleri 2005’te Doğan Kitap’tan, 2015’te de Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı. Aynı yayınevi 2015’te Gitanjali çevirisini de, ilk baskısından 74 yıl sonra, Gitanjali – İlahiler adıyla yeniden bastı.

Bizim cevabımız şu: Ecevit’in şiiri, siyasetinin gölgesinde okunmaktan hiç kurtulamadı. Şiirlerini sevenler de eleştirenler de çoğu zaman şaire değil, başbakana bakıyordu. Belki de bu yüzden onun edebi tarafını en iyi anlatan şey şiirleri değil, ömür boyu süren o çevirmen sabrıdır.

Siyasetin kısa özeti

Edebiyat eksenini bozmadan, bağlam için kısaca: Ecevit 1966’da CHP genel sekreteri, 1972’de genel başkanı oldu. CHP’nin 1969 seçim bildirgesindeki toprak reformu bölümü onun genel sekreterliğinde “Toprak işleyenin, su kullananın” ilkesiyle açılıyordu; slogan, toprağın onu işleyen köylüye, suyun onu kullanana ait olması gerektiğini anlatıyordu. 1973 kampanyasında ona “Karaoğlan” lakabı takıldı. Ocak 1974’te ilk kez başbakan oldu; Kıbrıs harekâtı bu hükümet döneminde gerçekleşti. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından siyaset yasağı aldı, yasaklı yıllarında Arayış dergisini (1981), yasak kalktıktan sonra da Güvercin‘i (1988) çıkardı. 1989’da DSP’nin başına geçti, Ocak 1999’da dördüncü kez başbakan oldu; aynı yılki seçimin ardından 2002’ye kadar DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetine başkanlık etti. 2004’te aktif siyaseti bıraktı.

Yirmi yıl sonra

Mayıs 2006’da beyin kanaması geçirdi, aylarca Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde yoğun bakımda kaldı ve 5 Kasım 2006’da, 81 yaşında, Ankara’da öldü. 11 Kasım 2006’da Devlet Mezarlığı’na defnedildi. Bu yıl ölümünün 20. yılında da anmalar düzenleniyor; uzun yıllar milletvekilliğini yaptığı Zonguldak’ta Ecevit Gönüllüleri 6 Kasım Cuma günü Kozlu’da bir anma programı yapacak. Ölüm yıldönümünün kasıma denk gelmesi de ayrı bir tesadüf: şairlerin en çok sevdiği ayın kasım olduğunu pazar günü yazmıştık.

SALT Araştırma’nın arşivinde, 6 Eylül 1976 tarihli küçük bir belge duruyor: Ecevit’in Görsel Sanatçılar Derneği’ne, onur üyeliğiyle ilgili yazdığı mektup. İki başbakanlığının arasında, muhalefet lideriyken, bir ressamın oğlu, ressamların derneğine yazıyor. 1941’de Tagore’u çeviren lise öğrencisiyle 1976’da bu mektubu yazan genel başkan arasında, bize kalırsa, tahmin edildiğinden çok daha az mesafe var.

Kapak fotoğrafı: Bülent Ecevit, Claude Monet’nin evini ziyaretinde, Fransa, Nisan 1974. SALT Araştırma arşivi.

Sıkça Sorulan Sorular

Bülent Ecevit ne zaman ve nerede öldü?

5 Kasım 2006’da Ankara’da, 81 yaşında öldü. Mayıs 2006’daki beyin kanamasından sonra uzun süre yoğun bakımda kalmıştı. 11 Kasım 2006’da Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na defnedildi. 5 Kasım 2026, ölümünün 20. yıldönümü.

Bülent Ecevit’in şiir kitapları hangileri?

Dört şiir kitabı var: Şiirler (1976), Işığı Taştan Oydum (1978), El Ele Büyüttük Sevgiyi (1997) ve tüm şiirlerini topladığı Bir Şeyler Olacak Yarın (2005). Sonuncusu 2015’te Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan yeniden basıldı.

Ecevit hangi kitapları çevirdi?

Rabindranath Tagore’dan Gitanjali (1941) ve Âvâre Kuşlar (1943), T. S. Eliot’tan Kokteyl Parti (1963). Şiirler kitabında ayrıca Bhagavad Gita, Lao Tzu, Eliot, Ezra Pound, Dylan Thomas, Larkin, Kipling ve Tagore’dan şiir çevirileri yer alıyor.

Ecevit hangi dilleri biliyordu?

Robert Kolej mezunuydu ve gençliğinden itibaren İngilizceden çeviri yaptı. Londra’dayken (1946-1950) SOAS’ta Sanskritçe ve Bengalce okudu, ancak bu dilleri hangi düzeyde bildiğine dair güvenilir bir bilgi yok.

“Toprak işleyenin, su kullananın” sözü ne anlama geliyor?

CHP’nin 1969 seçim bildirgesindeki toprak reformu bölümünün ilkesi; Ecevit o sırada partinin genel sekreteriydi. Toprağın onu işleyen köylüye, suyun onu kullanana ait olması gerektiğini, yani topraksız köylüye toprak verilmesini savunan bir slogandı.

Kaynaklar

  1. Atilla Çetin, “ECEVİT, Mustafa Bülent”, TDV İslâm Ansiklopedisi (Ek-1, 2020)
  2. “Bülent Ecevit”, Encyclopaedia Britannica
  3. “ECEVİT, Mustafa Bülent”, Küre Ansiklopedi
  4. Salidə Şərifova, “Çağdaş Türk şeirinin nümayəndəsi – Bülənd Ecevitin bədii yaradıcılığına bir nəzər”, İpək Yolu, 2024/3
  5. “Bülent Ecevit articles online”, McGill Islamic Studies Library (16 Aralık 2016)
  6. Bülent Ecevit, “Artistic Awakening in Ankara (1953)”, ARTMargins (Şubat 2016)
  7. “Ecevit, Art, and Politics in 1950s Turkey” (Sarah-Neel Smith ile), Ottoman History Podcast (Nisan 2016)
  8. “Democracy in the Gallery: Adalet Cimcoz and Bülent Ecevit’s Cultural Projects of the 1950s”, SALT (2016)
  9. “Bülent Ecevit’in onur üyeliği ile ilgili GSD’ye gönderdiği mektup” (6 Eylül 1976), SALT Araştırma
  10. “Kokteyl parti”, T. S. Eliot, çev. Bülent Ecevit, Bilgi Yayınları 1975, Kadir Has Üniversitesi Kütüphanesi kaydı
  11. Omair Anas, “Rabindranath Tagore: Common ground for India and Turkey”, Daily Sabah (20 Ağustos 2021)
  12. Yıldıray Oğur, “Genç Ecevit’in sahaftan çıkan mektupları”, Serbestiyet (2 Aralık 2023)
  13. “Toprağı bol olsun; Ecevit şair miydi!?”, Milli Gazete (8 Kasım 2006)
  14. “Ecevit’in ‘Mavi Büyü’sü CD oldu”, Hürriyet (18 Temmuz 2002)
  15. “Ecevit’in Madımak şiiri 26 yıl sonra gündem oldu”, Sözcü (2 Temmuz 2021)
  16. “95 yıl önce bugün bir Karaoğlan doğdu”, Sözcü (28 Mayıs 2020)
  17. “Bülent Ecevit’in en yakınındaki isim: Rahşan Ecevit”, CNN Türk / AA (18 Ocak 2020)
  18. Doğan Heper, “1969’dan 1999’a Ecevit”, Milliyet (5 Ağustos 1999)
  19. “Ecevit’in vefatının üzerinden 20 yıl geçti”, Sivas Ekspres / AA (4 Kasım 2026)
  20. “Bülent Ecevit, vefatının 20. yılında Kozlu’da anılacak”, Çınar Medya (2 Kasım 2026)
  21. “Bir Şeyler Olacak Yarın (Tüm Şiirler)”, Doğan Kitap 2005, tanıtım metni, Biyografiler.com kitap kaydı
  22. “Bülent Ecevit Kitapları” (İş Bankası Kültür Yayınları 2015 baskıları), Biyografiler.com
  23. “Gitanjali – İlahiler”, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 2015, Biyografiler.com kitap kaydı
  24. “ARTMargins volume 5, issue 1” (içindekiler; giriş: Sarah-Neel Smith), e-flux
  25. “Karaoğlan lakaplı eski Başbakan Bülent Ecevit ölümünün 20. yılında anılıyor”, Haberler.com / AA (4 Kasım 2026)

Burası reklam alanı
Burası reklam alanı
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Susuz Yaz Gerçek Hikâye mi? Bir Avukatın Öyküsünden Kanal D’ye

Vova Kitap Yayınevi: Kitabınızı yayımlatmak mı istiyorsunuz?
Umut Pulat: Tülütabaklar ve Cesaret Çanı ve Vefalı YurtTülütabaklar ve Cesaret ÇanıVefalı Yurt

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.