Yüzyılın dönümü, İstanbul. Harbiye’nin yatakhanesinde, yataklarına girmiş birkaç öğrenci hâlâ uyumuyor. Okulda denetim sıkı; ellerindeki kitaplar ise yasaklı bir yazarın, Namık Kemal’in. Öğrencilerden biri o geceleri yıllar sonra şu cümleyle anlatacaktı: “Kemal Beyin kitaplarını okuyorduk.” Sade bir cümle. Sahibi, Cumhuriyet’i kuracak olan Mustafa Kemal’di.
O öğrenci okumayı bırakmadı. Bugün Anıtkabir Derneği’nin yayımladığı 24 ciltlik “Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar” dizisi, okuduğu tespit edilen 3.997 kitabı sayıyor. Bu kitapların bir kısmında onun izi var. Satırların altını renkli kalemle çizmiş, önemli bulduğu yerlere “xx”, çok önemli bulduklarına “xxx” koymuş; kenarlara “müh.” (mühim) ve “ç. müh.” (çok mühim) yazmış. Katılmadığı ya da şüphe duyduğu yerlerde ise tek bir harf bırakmış: “D.” Bu yazı o harfin ve ötekilerin peşinde.
3.997 rakamı, Prof. Dr. Derya Örs’ün 2012’de Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’ndaki konuşmasından geliyor. Kitapların 2.151’i Anıtkabir’de, 1.741’i Çankaya’da, 102’si İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde, 3’ü Samsun’da. Dergiler, haritalar, atlaslar ve nota albümleri bu sayıya dahil değil. Örs’e göre gerçek sayı bundan çok daha yüksek olmalı; başka yerlerde okunup kayda geçmemiş kitaplar hesabın dışında kalıyor.
Üstelik tek sayım bu değil. 1999’da Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi’nde yayımlanan bir makale, özel kütüphanede 4.289 kitap olduğunu, bunların 885’inin tarih kitabı olduğunu yazıyor. 2005’te aynı dergide çıkan başka bir çalışmaya göre ise Anıtkabir Özel Kütüphanesi’nde 3.123 kitap var; nüshalarla birlikte Atatürk’e ait kitapların toplamı 7.338’e ulaşıyor. Aradaki farkı kaynaklar açıklamıyor, biz de tahmin yürütmeyeceğiz. Doğrusu bizi asıl yakalayan rakamların büyüklüğü olmadı.
Kenarlarda kalan izler oldu.
Rafların ağırlık merkezi tarih, ama Örs’ün saydığı konular sözlüklerden hukuka, sosyolojiden din tarihine, edebiyattan etnografyaya uzanıyor. Türkçe ve Osmanlıca kitapların yanında Fransızca ve Almanca eserler de var; Afet İnan’a göre Fransızcayı Almancaya tercih ediyordu. Bazı kitapları Paris elçiliği aracılığıyla sipariş ettiği de anlatılıyor. Örs’ün listesinde Namık Kemal, Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp, Rousseau, Montesquieu, Renan ve Durkheim’la yan yana duruyor.
Dizi Kasım 2025’ten beri anitkabir.com.tr’de ücretsiz okunabiliyor. Ciltlerde kitap listeleri, metinlerden bölümler, altı çizili satırlar ve kenar notları var.

Bu işaretleri ayrıntılı biçimde derleyen isimlerden biri Gürbüz D. Tüfekçi. Atatürk’ün Okuduğu Kitaplar derlemesi ilk kez 1983 ve 1985’te iki cilt hâlinde çıktı; bugün Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan tek ciltlik bir seçkisi var. İçinde Anıtkabir arşivindeki kitaplardan tıpkıbasım sayfalar ve işaretleri gösteren dipnotlar bulunuyor.
Tüfekçi’nin anlatımına göre Atatürk katıldığı satırların altını kırmızı, katılmadıklarının altını mavi kalemle çiziyordu. Ne var ki renkler konusunda herkes aynı şeyi söylemiyor. Çankaya Köşkü’nün 1926’dan 1938’e kadar kütüphanecisi olan Nuri Ulusu’ya dayanan bir aktarımda kırmızı önemli yerleri gösteriyor, mavi ve kurşun kalem ise önemsiz yerleri. İki tanık, iki ayrı okuma. Belki kalemin rengi kitaba, belki güne göre değişiyordu; kim bilir.
Semboller ise her anlatımda aynı: “xx”, “xxx”, “müh.”, “ç. müh.” ve “D.” Bizi en çok sonuncusu düşündürdü. Bir kitabın kenarına tek harfle itiraz etmek, yazarla sessizce tartışmak demek. Bize kalırsa o harf, kitabı yalnızca onaylamak için değil, kitapla konuşmak için okuyan birinin en küçük imzası.
Ulusu’ya göre üstelik çok hızlı okuyordu: Başkalarının iki günde bitirdiği bir kitabı bir gecede bitirebiliyordu. Afet İnan ise başka bir alışkanlığını anlatır. Tarih kitaplarını haritayla takip eder, savaşların krokisini çizerdi.
1916’nın son ayları. Mustafa Kemal Doğu cephesinde, Bitlis’teki karargâhta. 7 Kasım’dan 25 Aralık’a kadar tuttuğu hatıra defterinde, vaktinin bir kısmını kitap okuyarak geçirdiği görülüyor. Okuduklarının listesi tek başına bir portre gibi: Alphonse Daudet’nin Sapho‘su (Fransızca), Namık Kemal’in Makalât-ı Siyasiyye ve Edebiyye‘si ve Tarih-i Osmanî‘si, Mehmet Emin Yurdakul’un Türkçe Şiirler‘i, Tevfik Fikret’in Rübâb-ı Şikeste‘si.
Savaşın ortasında bir Paris romanı ve bir Fikret. İtiraf edelim, bu listeyi ilk okuduğumuzda bir süre öylece kaldık.
İki yıl sonra, 1918 yazında, tedavi için gittiği Karlsbad’da tuttuğu notlara göre kitaplarını genellikle yatmadan önce okuyordu. Bir yandan da Fransızca ve Almanca dersi alıyordu.
Ağustos 1922, Akşehir. Büyük Taarruz’a günler var. Burada tutulan bir günlüğe göre paşa iki gün boyunca Reşat Nuri’nin Çalıkuşu‘nu okudu. 22 Ağustos’un kaydı kısa: “Akşama kadar Çalıkuşu’nu okudu.” Yalnız bir ihtiyat payı bırakalım: Bu günlüğün kime ait olduğu konusunda kaynaklar birleşmiyor.
Dizinin dijital erişime açılmasıyla basına yansıyan örneklerden biri, Voltaire’in Fransızca toplu tiyatro eserleri. Atatürk’ün bu kitapta altını çizdiği satırlardan biri şöyle: “Suça yönelmek haksız düzene itaat etmektir” (çeviri). Aynı kitapta çok daha insani bir cümlenin de altı çizili:
“Bir arkadaşa ihtiyacım var, şimdiye kadar hiç olmadı.” (çeviri)
Bu satırları ne zaman okuduğunu bilmiyoruz. Ama bir devlet kurucusunun ikinci cümlenin altını çizmiş olması, tarih kitaplarının anlatmadığı bir şey söylüyor bize.
Bazı izler sayfadan taştı. 1930’daki dördüncü Samsun ziyaretinde Atatürk, Afet İnan’dan kitap istedi. Gelenlerden biri Tarihte Güzel Kadınlar‘dı. Kitabı mavi kalemle işaretledi ve kütüphane müdürü Şefik Bey’e, işaretli yerlerin mutlaka halka okutulmasını söyledi. O bölümde Madame Roland’ın hürriyet üzerine sözleri vardı. Bir okurun kenar notu böylece bir şehrin kamusal okumasına dönüştü.
Bazen de iz bir çeviri siparişi oldu. H. G. Wells’in dünya tarihinin Türkçesi, Atatürk’ün isteğiyle 1927’de başlatıldı ve Cihan Tarihinin Umumi Hatları adıyla 1927-1928’de beş cilt olarak basıldı. Atatürk Türkçe metni de işaretledi. Notlu kitaplar arasında Hüseyin Cahit’in çevirdiği iki eser daha var: Joseph de Guignes’in Hunlar, Türkler ve Moğollar tarihi (1923) ile Leone Caetani’nin İslam Tarihi (1924).
Yine de saklamamamız gereken bir boşluk var. Kitapların çoğunda hangi yıl okunduğunu bilmiyoruz. İşaret var, tarih yok. Bu yüzden bütün bu örnekleri temkinle okumak gerek. Kasım 2025’te Millet Kütüphanesi’nde açılan serginin adı bile ihtiyatlı: “Atatürk Tarafından Notlandırıldığı veya İşaretlendiği Düşünülen Kitaplar.” Kurumlar her işaretin onun kaleminden çıktığını kesin dille söylemiyor. Okur olarak biz de bu ihtiyatı elden bırakmayalım.
Harbiye’deki sınıf arkadaşı Ali Fuat Cebesoy, bir gün Mustafa Kemal’in ona Namık Kemal’in Vatan Kasidesi‘nin bir nüshasını uzattığını anlatır. Cebesoy’un aktardığı cümle kısa: “Fuat kardeşim, bunu ezberleyelim.” Harp Akademisi’nden arkadaşı Asım Gündüz ise cuma akşamlarını hatırlar: Bir sınıfta toplanırlar, Mustafa Kemal kürsüye çıkıp okur ve konuşurdu.
Namık Kemal onu yıllar sonra da bırakmadı. İnönü zaferinin ardından, 1921’de, Atatürk Meclis kürsüsünde Namık Kemal’in beyitlerini kendi değiştirdiği biçimiyle “millet adına” okudu ve alkışlandı. Aynı yıl Meclis’te yaptığı bir konuşmada milletvekillerine Rousseau’yu baştan sona okumalarını önerdi. Sonra iki kelime ekledi: “Ben okudum.”
1928’de okumayı bütün bir ülkeye taşıdı. Ağustos’ta İstanbul’da, Gülhane Parkı’nda yeni harfleri duyurdu: “güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz.” Ardından çıktığı yurt gezisinde Sivas’ta, Kayseri’de kara tahtanın başına geçti, eline tebeşir aldı. Yatakhanede gizlice okuyan genç, şimdi başkalarına okumayı öğretiyordu.

Afet İnan’ın anlattığına göre Atatürk, kendini iyi hissettiği 15 Ekim 1938 Cumartesi günü Belleten dergisinin 5-6. sayısını istedi. Hastalığının son haftalarıydı. Ölümüne 26 gün vardı.
Çocukken okumaya başlayan, cephede Fikret okuyan bir okurun bilinen son okuması, bir tarih dergisinin yeni sayısıydı.
Bu 29 Ekim’de anitkabir.com.tr’deki ciltlerden birini açmanızı öneririz. Herhangi bir sayfada kırmızı bir çizgiye, bir “xx”e ya da kenarda tek başına duran bir “D.”ye rastlayabilirsiniz. O harfin arkasında, koğuşta yattıktan sonra gizlice okuyan bir öğrenci var.
Hâlâ uyumuyor.
Kaynakların aktardığına göre önemli bulduğu yerlere “xx”, çok önemli bulduklarına “xxx” koyar, kenara “müh.” ya da “ç. müh.” yazardı. Katılmadığı ya da şüphe duyduğu yerlerde tek bir harf bırakırdı: “D.” Satırların altını renkli kalemle çizerdi; yalnız kırmızı ve mavinin neyi gösterdiği konusunda tanıkların anlatımları farklı.
Anıtkabir Derneği’nin yayımladığı 24 ciltlik dizi, okuduğu tespit edilen 3.997 kitabı sayıyor. Bu, bugün kütüphanelerde kayıtlı kitapların sayısı; Prof. Dr. Derya Örs gerçek sayının daha yüksek olduğunu belirtiyor. Farklı sayımlarda 4.289 ya da nüshalarla birlikte 7.338 gibi başka rakamlar da geçiyor.
Dizinin 24 cildi Anıtkabir Derneği’nin sitesinde (anitkabir.com.tr, “Kitap Yayınları”) ücretsiz PDF olarak duruyor. Daha kısa bir girişle başlamak isterseniz Gürbüz D. Tüfekçi’nin İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan seçkisi iyi bir kapı.
Evet. 1916’da Doğu cephesinde tuttuğu hatıra defterinde Daudet, Namık Kemal, Mehmet Emin ve Tevfik Fikret’i okuduğu görülüyor. Büyük Taarruz’dan önceki günlerde Çalıkuşu‘nu okuduğu da bir günlük kaydında geçiyor, ancak bu günlüğün sahibi tartışmalı.
Kaynakların en çok öne çıkardığı isim Namık Kemal. Harbiye’de kitaplarını gizlice okudu, arkadaşına Vatan Kasidesi‘ni ezberlemeyi önerdi ve beyitlerini yıllar sonra Meclis kürsüsünde okudu.
Dijital erişime açılan örneklerden biri Voltaire’in Fransızca toplu tiyatro eserleri. Bu kitapta “Suça yönelmek haksız düzene itaat etmektir” ve “Bir arkadaşa ihtiyacım var, şimdiye kadar hiç olmadı.” satırlarının altı çizili (çeviri). Hangi yıl okunduğu bilinmiyor.
Afet İnan’ın anlattığına göre Atatürk, 15 Ekim 1938 Cumartesi günü Belleten dergisinin 5-6. sayısını istedi. Bilinen son okuması bu tarih dergisi; ölümüne 26 gün vardı.
Yazarlar Hangi Takımı Tutuyor? Yusuf Atılgan Beşiktaşlı, Hasan Cemal Galatasaraylı, Peki Ya Nâzım Hikmet?
KITAP DÜNYASI
Türkiye’de Kitap Neden Bu Kadar Pahalı? Bir Yılda Kaybolan 6 Milyon Bandrolün Hikâyesi
1
Bu Hafta Çıkan Edebiyat Kitapları: Editörün 14 Seçkisi (16–22 Ekim 2026)
34 kez okundu
2
Kürk Mantolu Madonna Fenomeni: 1943’te Sessiz Geçen Roman Nasıl Bir Ülkenin Başucu Kitabı Oldu?
33 kez okundu
3
Türkiye’de Kitap Neden Bu Kadar Pahalı? Bir Yılda Kaybolan 6 Milyon Bandrolün Hikâyesi
23 kez okundu
4
Geçmişin Hayaletleri: Dave Gurney Serisinin Finali
20 kez okundu
5
Dicle’nin Sandalı: Nazan Bekiroğlu’nun Yeni Romanı
19 kez okundu
Kitap Kenarında Bir Cumhuriyet’in İzleri: Atatürk Kaç Kitap Okudu? Kenar Notları ve 3.997 Kitap
Yazarlar Hangi Takımı Tutuyor? Yusuf Atılgan Beşiktaşlı, Hasan Cemal Galatasaraylı, Peki Ya Nâzım Hikmet?
Cumartesi Açıp Pazar Kapatacağınız 10 Kısa Türk Romanı
Stephen King, 20 Yaşında Yazıp Çekmeceye Kaldırdığı Romana 58 Yıl Sonra Döndü: “İnsanlar Böyle Davranmaz”
“Kayıp Kuşak” Nereden Çıktı? Hemingway’in Güneş de Doğar’ı 100 Yaşında ve Gerçek Kişilerden Kopyalanan Karakterler
Ahmet Ümit Neden Hep Listenin Başında? “Roma’nın Beş Günü” ve Türk Polisiyesinin Formülü
BookTok Türkiye’de Neyi Çok Sattırıyor? Algernon’a Çiçekler’den Gizli Tarih’e Geri Dönen Romanlar
Okuduğunuz Çeviriyi Yapay Zekâ mı Yaptı? Edebi Çeviride Makine Dönemi ve Çevirmenlerin Kaygısı
Türkiye’de Kitap Neden Bu Kadar Pahalı? Bir Yılda Kaybolan 6 Milyon Bandrolün Hikâyesi
Yayınevine Dosya Gönderdim, Neden Cevap Gelmiyor? Bir Dosyanın Editör Masasındaki Yolculuğu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.