Bazı yayınevleri edebi metinleri yapay zekâyla çevirtmeye başladı; Türkiye’de bunu kamuoyu önünde ilk açıklayan yayınevi Dedalus Kitap oldu. Dünyada da Hollanda’nın en büyük yayın gruplarından Veen Bosch & Keuning ve Harlequin’in Fransa kolu bu yönde adım attı. Yaygın model, metni makineye çevirtip insana “düzelttirmek” (post-edit). Çevirmenler ücretlerin düştüğünü ve işlerin azaldığını söylüyor. Araştırmalar ise ham makine çevirisini okurun fark ettiğini, insan eliyle düzeltilmiş çeviride farkın daraldığını gösteriyor.
Bu yazıda dört soruya bakıyoruz: Kim ne yapıyor, çevirmen bundan nasıl etkileniyor, edebi çeviri makine için neden zor ve okur farkı anlayabilir mi?
Türkiye’de tartışmanın sembol adı Dedalus Kitap. Ankara Bilim Üniversitesi’nden Ayşe Saki Demirel’in 2026’da Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nde yayımlanan makalesi, Dedalus’u edebi metinlerin çevirisinde yapay zekâ kullandığını kamuoyuna açıklayan ilk Türk yayınevi olarak tanımlıyor. Makalenin kaynakçasına göre yayınevi Temmuz 2023’te sosyal medyada bazı yayınlarında yapay zekâ destekli çeviri kullandığını kabul etti.
Demirel, konuyla ilgili çevrimiçi tartışmaları incelemiş. Öne çıkan üç kaygı şunlar: çeviri kalitesi, etik şeffaflık ve iş kaybı. Şüphecilik ve karşı çıkış yaygındı. Daha küçük ama kayda değer bir grup ise teknolojiye temkinli bir ilgi gösterdi. Aydınlık’ın Mayıs 2026’daki haberine göre yayınevi kararını maliyetlerle gerekçelendirdi.
Asıl soru, kaç yayınevinin bunu açıklamadan yaptığı. Buna dair doğrulanmış bir veri yok. Ama sahadaki tablo çevirmenlerin anlattıklarından okunabiliyor.
2012’den beri fantastik ve bilimkurgu çeviren Mehmet İhsan Tatari, Mayıs 2026’da mesleği bıraktığını duyurdu. Aydınlık’a anlattıklarına göre 2012’de bir kitap için yaklaşık 3 bin TL alıyordu; o zaman asgari ücret 700-800 TL civarındaydı. Bugün yaklaşık üç aylık yoğun bir çeviri için eline 30 bin TL geçiyor. Bu da ayda 10 bin TL’ye denk geliyor. Ödemeler genellikle teslimden iki ay sonra yapılıyor, bazen bir yıl gecikiyor. Tatari’ye göre yapay zekânın yaygınlaşması ücretleri düşürdü, bazı yayınevleri de makine çevirisini tercih etmeye başladı.
Aynı haberde Çevirmenler Meslek Birliği’nin (ÇEVBİR) Nisan 2026 tarihli Çalışma Koşulları Anketi’nden rakamlar da aktarılıyor:
| ÇEVBİR anketi (Nisan 2026, Aydınlık’ın aktarımıyla) | Oran |
|---|---|
| Asgari ücretin altında gelir elde eden serbest kitap çevirmenleri | %31 |
| Çeviriyi tam zamanlı sürdüremeyeceğini ya da bırakmayı düşündüğünü söyleyenler | %45 |
| Telifini kitap basıldıktan aylar sonra alabilenler | %29,7 |
| Yayınevleriyle düzenli bir ödeme takvimi olmayanlar | %20,8 |
Bu tablo yapay zekâdan önce de vardı. ÇEVBİR, 2024 Dünya Çeviri Günü açıklamasında çevirmenlerin sigortasız olduğunu ve emeklilik hakkı kazanamadığını hatırlatmıştı. Yani makine, zaten kırılgan bir mesleğe geldi. Yazarların kitaplarından ne kazandığını merak edenler, Türkiye’de yazar telifini anlattığımız rehbere de bakabilir. İki tablo birbirine benziyor.
Tartışmanın öbür tarafı da var. Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sevinç Arı, Eylül 2026’da Anadolu Ajansı’na bir çevirmenin saatte ortalama 250-350 kelime çevirebildiğini söyledi. Ona göre yapay zekâyla bu sayı 1.800 kelimeye kadar çıkabiliyor. Arı durumu tek cümlede özetliyor: “Fiyatları düşürdü ama iş kapasitemizi çok artırdı.” Türkiye Çevirmenler Derneği Genel Başkanı Ahmet Varol ise müşterilerin yaklaşık yüzde 75 indirim beklediğini aktarıyor. Varol’a göre çeviri ne kadar iyi olursa olsun, makinede “öngörülebilirlik ve sorumluluk yok.” Bu görüşler edebi çeviriye özgü değil, genel çeviri piyasasına dair. Edebi çeviri ise bu tartışmanın en uç noktası.
Bir denge notu: The New York Times’ın aynı haberinde AB resmî verilerine göre çeviri ve tercümanlık istihdamının son on yılda artmaya devam ettiği belirtiliyor. Sektör analiz şirketi Slator’dan Anna Wyndham da baskının açık olduğunu ama mesleğin çökmediğini söylüyor. Yani tablo “meslek bitiyor” değil. Daha çok “meslek ucuzluyor ve dönüşüyor” gibi görünüyor.
Bir kullanım kılavuzu ile bir roman arasındaki fark, kelimelerin ne söylediği değil, nasıl söylediğidir. Üç somut örnek:
Türkçede “o” hem kadını hem erkeği gösterir. İngilizcede ise “he” ya da “she” demek zorundasınız. Google, Aralık 2018’de Türkçeden İngilizceye çeviride “o bir doktor” gibi cümleler için hem kadın hem erkek karşılığını göstermeye başladığını duyurdu. Çünkü sistem o güne kadar tek bir seçenek dayatıyordu. Bir romanda bu belirsizlik bazen bilinçli bir tercihtir: Yazar karakterin cinsiyetini birkaç sayfa boyunca saklıyor olabilir. Makine bunu ya bozar ya da fark etmez.
Oğuz Atay’ın 1972’de yayımlanan romanı İngilizceye ancak 2017’de, Sevin Seydi’nin çevirisiyle The Disconnected adıyla çevrildi (Olric Press). “Tutunamayan” kelimesinde tutunmak, tutunamamak, hayata ve topluma yapışamamak anlamları iç içedir. “Disconnected” bunların ancak bir kısmını taşıyabiliyor. UNESCO’nun çeviri değerlendirmesinde de romanın konuşma diliyle örülü yapısı ve hacmi yüzünden en usta çevirmeni bile zorladığı vurgulanıyor. Bir dil modeli tek tek cümleleri doğru çevirebilir. Ama 700 sayfayı aşan bir roman boyunca bir sesi, ironiyi ve kelime oyunlarını tutarlı biçimde taşımak bambaşka bir iştir.
Ana Guerberof-Arenas ve Antonio Toral’ın 2022’de Translation Spaces dergisinde yayımlanan çalışmasında, Kurt Vonnegut’un “2BR02B” öyküsü İngilizceden Katalancaya ve Felemenkçeye üç yolla çevrildi: insan çevirisi, makine çevirisi ve makine çıktısının düzeltilmesi. Yaratıcılık sıralamasında insan çevirisi en üstte, makine çevirisi en altta çıktı; düzeltilmiş çeviri arada kaldı. Değerlendiriciler ham makine çevirisini oybirliğiyle “son derece kötü” buldu. Asıl ilginç olan, çevirmenlerden birinin düzeltme işini bir “korse”ye benzetmesiydi. Makinenin önerisi bir kez önünüze geldiğinde, ondan uzaklaşmak zorlaşıyor. Edebi çeviri ise tam da gerektiğinde kaynak metinden cesurca uzaklaşmayı gerektiriyor.
Kısa cevap: Ham makine çevirisini evet, iyi düzeltilmiş olanı her zaman değil.
Aynı araştırmacıların 88 Katalan okurla yaptığı deneyde her okura aynı öykünün üç sürümünden biri rastgele verildi. Sonuçlar şöyle:
Bu sonuç iki şekilde okunabilir. Yayıncı açısından: İyi bir editörle makine çevirisi “yeterli” olabilir. Çevirmen açısından: Farkı kapatan şey yine insan emeği. Üstelik bu emek, “düzeltme” adı altında daha düşük ücretlendirilme baskısıyla karşı karşıya. Çalışma tek bir öyküyle ve tek bir dil çiftiyle yapıldı. Uzun ve üslubu ağır bir romanda sonucun ne olacağını henüz bilmiyoruz.
Yazar ve çevirmenlerin bugün atabileceği en somut adım sözleşmeye bakmak. ABD’deki Authors Guild, 1 Haziran 2023’te yayınevi sözleşmeleri için örnek maddeler yayımladı. Bunlardan biri, yayınevinin eseri yazarın önceden verilmiş açık ve yazılı izni olmadan yapay zekâyla çeviremeyeceğini söylüyor. Aynı madde, yapay zekâyı araç olarak kullanan insan çevirmene izin veriyor. Ancak çevirinin büyük ölçüde insan eliyle yapılması ve çevirmenin her kelimeyi denetleyip onaylaması gerekiyor. Sesli kitapta yapay zekâ seslendirmesi ve kapakta yapay zekâ görseli için de benzer onay maddeleri var. Örgütün daha önce yayımladığı ayrı bir madde de eserin yazarın izni olmadan yapay zekâ eğitiminde kullanılmasını kısıtlıyor.
Türkiye’de imzalanacak bir yayın ya da çeviri sözleşmesinde sorulabilecek sorular:
Şeffaflık tartışması büyüdükçe son madde artık bir ayrıntı değil.
Yapay zekâ çeviriye girdi ve geri çıkmayacak. Kullanım kılavuzunda, katalogda, belki bazı ticari seri romanlarda kalıcı olacak. Edebi çeviride ise iki şey belirleyici görünüyor: Okurun neyi okuduğunu bilmesi ve çevirmenin emeğinin adıyla ve karşılığıyla görünür kalması. Kindle Translate’in etiket uygulaması da, Authors Guild’in onay maddesi de aynı yere varıyor. Sorun makinenin kullanılması değil, kullanıldığının saklanması.
Bir kitabın başka bir dilde yeniden doğmasının ne demek olduğunu Anne Carson’ın Türkçe serüveninde de gördük; ayrıntılar Nobel yazımızda. Bir çevirinin bir kitabı onlarca yıl sonra nasıl yeniden keşfettirdiğini merak edenler, Kürk Mantolu Madonna’nın yükselişini okuyabilir. Siz son okuduğunuz çeviri kitapta çevirmenin adına baktınız mı?
Bazıları evet. Türkiye’de Dedalus Kitap, 2023’te bazı yayınlarında yapay zekâ destekli çeviri kullandığını açıkladı. Dünyada Veen Bosch & Keuning (Hollanda) ve Harlequin France bu yönde denemeler yaptı. Genel model, makine çevirisinin insan tarafından düzeltilmesi.
Metnin önce makine çevirisinden geçirilip sonra bir çevirmen ya da editör tarafından düzeltilmesidir. Çeviri derneklerinin aktardığına göre müşteriler bu tür işlerde büyük indirimler bekliyor; araştırmalar da makine çıktısının çevirmenin yaratıcılığını sınırlayabildiğini gösteriyor.
88 okurla yapılan bir deneyde ham makine çevirisi bütün ölçütlerde anlamlı biçimde düşük puan aldı. İnsan eliyle düzeltilmiş makine çevirisi ile insan çevirisi arasında ise istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı.
Kesin bir tarife yok. ÇEVBİR’in Nisan 2026 anketine göre serbest kitap çevirmenlerinin yüzde 31’i asgari ücretin altında gelir elde ediyor. Basına yansıyan bir örnekte bir çevirmen, yaklaşık üç aylık bir kitap çevirisinden 30 bin TL kazandığını anlattı.
Uluslararası yazar örgütleri bunu öneriyor. Authors Guild’in örnek maddesine göre eser, yazarın açık ve yazılı izni olmadan yapay zekâyla çevrilemez ve yapay zekâ eğitiminde kullanılamaz.
Kapak görseli: Caravaggio, Yazı Yazan Aziz Hieronymus (y. 1605–06), Galleria Borghese. Wikimedia Commons, kamu malı.
Türkiye’de Kitap Neden Bu Kadar Pahalı? Bir Yılda Kaybolan 6 Milyon Bandrolün Hikâyesi
KITAP DÜNYASI
Türkiye’de Kitap Neden Bu Kadar Pahalı? Bir Yılda Kaybolan 6 Milyon Bandrolün Hikâyesi
1
Bu Hafta Çıkan Edebiyat Kitapları: Editörün 14 Seçkisi (16–22 Ekim 2026)
35 kez okundu
2
Kürk Mantolu Madonna Fenomeni: 1943’te Sessiz Geçen Roman Nasıl Bir Ülkenin Başucu Kitabı Oldu?
34 kez okundu
3
Türkiye’de Kitap Neden Bu Kadar Pahalı? Bir Yılda Kaybolan 6 Milyon Bandrolün Hikâyesi
23 kez okundu
4
Geçmişin Hayaletleri: Dave Gurney Serisinin Finali
20 kez okundu
5
Dicle’nin Sandalı: Nazan Bekiroğlu’nun Yeni Romanı
19 kez okundu
Kitap Kenarında Bir Cumhuriyet’in İzleri: Atatürk Kaç Kitap Okudu? Kenar Notları ve 3.997 Kitap
Yazarlar Hangi Takımı Tutuyor? Yusuf Atılgan Beşiktaşlı, Hasan Cemal Galatasaraylı, Peki Ya Nâzım Hikmet?
Cumartesi Açıp Pazar Kapatacağınız 10 Kısa Türk Romanı
Stephen King, 20 Yaşında Yazıp Çekmeceye Kaldırdığı Romana 58 Yıl Sonra Döndü: “İnsanlar Böyle Davranmaz”
“Kayıp Kuşak” Nereden Çıktı? Hemingway’in Güneş de Doğar’ı 100 Yaşında ve Gerçek Kişilerden Kopyalanan Karakterler
Ahmet Ümit Neden Hep Listenin Başında? “Roma’nın Beş Günü” ve Türk Polisiyesinin Formülü
BookTok Türkiye’de Neyi Çok Sattırıyor? Algernon’a Çiçekler’den Gizli Tarih’e Geri Dönen Romanlar
Okuduğunuz Çeviriyi Yapay Zekâ mı Yaptı? Edebi Çeviride Makine Dönemi ve Çevirmenlerin Kaygısı
Türkiye’de Kitap Neden Bu Kadar Pahalı? Bir Yılda Kaybolan 6 Milyon Bandrolün Hikâyesi
Yayınevine Dosya Gönderdim, Neden Cevap Gelmiyor? Bir Dosyanın Editör Masasındaki Yolculuğu