Faust’un ikinci bölümü, daha karmaşık ve alegoriktir. Faust, artık bireysel zevklerin ötesine geçer. Toplumsal reformlar yapar, toprak kazanır, bir devlet kurar. Ancak hırsı yine de dinmez. Sonunda kör olduğu hâlde hâlâ “ilerleme” hayali kurar. Goethe, burada bireysel arayıştan toplumsal projelere, oradan da evrensel bir kurtuluş arayışına geçiş yapar.
Eserin finali ise muhteşemdir. Faust, şeytana ruhunu vermek üzereyken melekler devreye girer. Gretchen’in sevgisi ve ilahi merhamet, Faust’u kurtarır. Goethe’nin ünlü sözü burada somutlaşır: “Kadının ebedi dişil olanı, bizi yukarı çeker.”
Faust, Aydınlanma’dan Romantizm’e, nihilizmden hümanizme uzanan geniş bir felsefi yelpazeyi kapsar. Goethe, insanın şeytanla (kendi karanlık yanıyla) mücadelesini anlatırken aslında modern insanın trajedisini öngörür: bilgi hırsı, teknolojik ilerleme, doğanın tahribi ve anlam arayışı.
Eser, Thomas Mann’dan Goethe’nin kendi hayatına kadar pek çok yazarı ve düşünürü etkilemiştir. “Faustçu ruh” ifadesi, bugün hâlâ sonsuz ilerleme arzusunu, risk almayı ve bedel ödemeyi tanımlamak için kullanılır.

Faust’u okuduğunuzda içinizde hem bir hayranlık hem de derin bir tedirginlik kalır. Çünkü Goethe, şeytanın dışarıda değil, insanın kendi içinde olduğunu gösterir. Ama aynı zamanda, en karanlık anlaşmalardan bile kurtuluşun mümkün olabileceğini umutla anlatır.
Bu eser, insan ile şeytan arasındaki savaşın edebiyattaki en görkemli anlatımıdır. Ve bu savaş, her okunuşta yeniden başlar. Çünkü Faust’un hikâyesi, aslında hepimizin hikâyesidir.

“Sefiller” ve Sosyal Adalet Üzerine
3
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
35 kez okundu
4
Victor Hugo’nun Edebi Rekoru: “Sefiller”de 823 Kelimelik Tek Bir Cümle
33 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.