a

“Bir İdam Mahkumunun Son Günü” Üzerine

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü, edebiyat tarihinin en rahatsız edici ve en güçlü kısa romanlarından biridir. 1829’da yayımlanan eser, idam cezasına karşı yazılmış en etkili manifestolardan biridir. Hugo, burada sadece bir mahkûmun hikâyesini anlatmaz; insanlığın adalet adına işlediği en büyük vahşeti, en çıplak hâliyle yüzümüze vurur.

ad826x90

Roman, isimsiz bir mahkûmun idamından önceki son 24 saatini, onun kendi ağzından anlatır. Mahkûm, hücresinde adım adım ölüme yaklaşırken düşünür, hatırlar, korkar, isyan eder ve sonunda kabullenmeye çalışır. Hugo’nun dehası, bu kısa metinde olağanüstü bir yoğunluk yaratmasındadır. Okur, mahkûmla birlikte o dar hücrenin içinde sıkışır kalır. Zaman yavaşlar, her dakika bir işkenceye dönüşür.

Kitabın en sarsıcı yanı, idamın “meşru” bir şiddet oluşunu sorgulamasidır. Hugo, idam cezası üzerinden devletin ve toplumun cinayetini teşhir eder. Mahkûmun gözünden gördüğümüz cellat, gardiyanlar, meraklı kalabalık ve adalet sistemi, aslında kolektif bir cinayetin suç ortaklarıdır. Hugo, “toplum bir insanı öldürme hakkına sahip midir?” sorusunu öyle bir güçle sorar ki, okurken vicdanınız sızlar.

Romanın tekniği de dikkat çekicidir. Hugo, mahkûmun zihnindeki zaman algısını ustaca bozar. Geçmiş anılar, şimdiki korku ve gelecekteki boşluk iç içe geçer. Bu akış, okuru mahkûmun psikolojik çöküşüne ortak eder. Özellikle idam arabasında şehrin sokaklarından geçerken dışarıdaki insanların meraklı, hatta eğlenen bakışları, insan doğasının karanlık yüzünü gösterir. Bir insanın ölümü, bazıları için seyirlik bir eğlence hâline gelebiliyorsa, medeniyet nerede kalmıştır?

ad826x90

Hugo bu romanı, idam cezasının kaldırılması için verdiği mücadelenin bir parçası olarak yazmıştır. Gerçekten de kitap, Fransa’da idam tartışmalarını derinden etkilemiştir. Yazar, “ölüm cezası, intikamdır; adalet değildir” tezini tüm çıplaklığıyla ortaya koyar.

ad826x90

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, teknik olarak kısa bir roman olsa da duygusal ve düşünsel etkisi devasadır. Okuduktan sonra idam kelimesini duyduğunuzda artık sadece hukuki bir terim olarak göremezsiniz. O kelimenin arkasında bir insanın son 24 saati, son düşünceleri, son umutları ve son çığlığı vardır.

Victor Hugo, bu eserinde adaletin en karanlık yüzünü gösterirken, aynı zamanda insanın merhamet kapasitesine de seslenir. Çünkü idam, sadece mahkûmu değil; infazı izleyen, onaylayan ve sessiz kalan herkesi de kirletir.

Bu roman, hâlâ günceldir. Çünkü idam cezası bazı ülkelerde hâlâ uygulanmakta, bazı yerlerde ise tartışılmaktadır. Hugo’nun 200 yıl önce sorduğu soru hâlâ kulaklarımızda çınlıyor:

Bir devletin, bir insanın hayatını sona erdirme hakkı var mıdır?

ad826x90

Bir İdam Mahkumunun Son Günü, bu soruya en güçlü ve en insani cevaplardan birini verir. Ve bu cevap, vicdanımızı sızlatmaya devam eder.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

“Büyük Umutlar” ve Toplumsal Sınıfların Eleştirisi

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.