a
okuryazarbuluşması

okuryazarbuluşması

16 Mayıs 2026 Cumartesi

DİĞER YAZARLARIMIZ

Victor Hugo’nun Çıplak Yazma Taktikleri: Giysilerini Odadan Kilitletmişti

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Victor Hugo, Notre-Dame’ın Kamburu’nu (Notre-Dame de Paris) yazarken inanılmaz bir yöntem kullandı: Kendini odasına kilitletti ve giysilerini dışarı çıkarttırdı.

Evet, doğru okudunuz. 1831 yılında, romanın teslim tarihi yaklaştıkça Hugo, yazma disiplinini sağlamak için radikal bir karar aldı. Uşağına talimat verdi:

“Bütün elbiselerimi al ve odanın kapısını kilitle. Bana sadece bir battaniye bırak.”

Böylece Hugo, odasında sadece battaniyeye sarınmış halde, çıplak vaziyette yazmaya devam etti. Giysi yok, dışarı çıkma imkânı yok, ziyaretçi yok… Sadece masa, kalem ve Notre-Dame’ın Kamburu.

Neden böyle bir yönteme başvurdu?

  • Yayıncıyla sözleşme imzalamıştı ve romanın bitiş tarihi yaklaşıyordu.
  • Hugo o dönemde sosyal hayatına, davetlere ve Paris’in eğlencelerine çok zaman harcıyordu.
  • Kendini zorlamak için en uç yöntemi seçti: Fiziksel olarak kaçış yollarını kapattı.

Sonuç muhteşem oldu. Romanı 6 ayda tamamladı ve 1831’de yayımlandığında büyük bir başarı kazandı. Notre-Dame’ın Kamburu, Fransa’da gotik mimariye ve Orta Çağ’a olan ilgiyi yeniden alevlendirdi. Kitap o kadar etkiliydi ki, Notre-Dame Katedrali’nin restorasyon çalışmalarını hızlandırdı.

İlginç detaylar

  • Hugo bu yöntemi sadece bu roman için kullanmadı. Daha sonra başka eserlerinde de benzer “kendi kendini hapis” taktiklerine başvurdu.
  • Uşağı her gün kapının altından yemek tepsisi veriyordu.
  • Hugo battaniyeye sarılı halde yazarken, bazen pencerelerden Paris manzarasına bakarak ilham alıyordu.
  • Roman bittikten sonra uşağına “Artık giysilerimi getirebilirsin” demişti.

Bu olay, edebiyat tarihinin en eğlenceli ve en ünlü “yazma anekdotlarından” biri olarak kaldı. Bugün hâlâ yazarlar “Hugo yöntemi”nden bahsederken gülümser.


Bir dahaki sefere “Yazmak için disiplinim yok” diye yakındığınızda Victor Hugo’yu hatırlayın. Adam, romanını bitirmek için çıplak kalmayı göze almıştı.

Bazen en büyük eserler, en uç disiplinlerden doğar. Victor Hugo’nun battaniyeye sarılı halde yazdığı o sayfalar, hâlâ dünyanın en sevilen klasikleri arasında yer alıyor.

Ve Notre-Dame’ın çanları hâlâ o cesur yazma sürecini hatırlatır gibi çalıyor.