Flaubert, realizmin sadece “gerçeği anlatmak” olmadığını kanıtlayan yazardır. Ona göre gerçekçilik, her detayı titizlikle seçmek, süslemelerden arınmak ve kelimeleri adeta bir cerrah hassasiyetiyle kullanmaktır. Madame Bovary (1857), bu anlayışın doruk noktasıdır. Roman, taşrada yaşayan genç bir kadının sıradan hayatını, evlilikteki mutsuzluğunu, yasak aşklarını ve toplumsal baskılar altında ezilişini anlatır. Ancak Flaubert, bu hikâyeyi dramatik bir şekilde süslemez. Soğuk, nesnel ve klinik bir üslupla yazar. Okur, Emma Bovary’ye hem acır hem de öfkelenir. Çünkü Flaubert, karakterini ne kahramanlaştırır ne de aşırı yargılar; sadece var olduğu gibi gösterir.
Flaubert’in realizmi, “tarafsızlık” üzerine kuruludur. “Yazar, eserinin içinde Tanrı gibi olmalıdır: her yerde mevcut, ama hiçbir yerde görünür olmamalıdır” der. Bu ilke, modern roman anlayışının temel taşlarından biri hâline geldi. O, kelimeleri o kadar titiz seçerdi ki, bazen tek bir cümle için saatlerce uğraşırdı. “Bir cümle, bir müzikal cümle gibi akmalıdır” anlayışıyla yazardı.
Flaubert’in mirası özellikle üslup bakımından çok güçlüdür. Onun nesnel anlatımı, sonraki yazarları derinden etkiledi. Hemingway’in “buzdağı teorisi”nden Orhan Pamuk’un detay zenginliğine, birçok yazar Flaubert’in titizliğinden beslenmiştir. O, “güzel yazmak” yerine “doğru yazmak” ilkesini edebiyata kazandırmıştır.
Ancak realizmin de eleştirildiği noktalar vardır. Bazılarına göre fazla karamsar ve ruhsuzdur. İdeal olanı yok sayıp sadece çirkinliği gösterdiği iddia edilir. Flaubert ise buna “gerçek hayat zaten çirkindir, ben onu süsleyemem” diye cevap verirdi.

Madame Bovary yayımlandığında ahlaksızlıkla suçlandı ve Flaubert mahkemeye verildi. Ama beraat etti. Bugün o roman, realizmin kutsal kitabı olarak okunuyor. Çünkü Flaubert, sıradan bir kadının hikâyesini anlatırken aslında bütün bir toplumun ruhsal yoksulluğunu gözler önüne sermişti.
Flaubert’in kalemi, hâlâ “gerçek” denen o zor yola ışık tutuyor. Ve biz, o ışıkta yürümeye devam ediyoruz.

Edebiyatın Toplumsal Eleştiri İşlevi
3
Victor Hugo’nun Edebi Rekoru: “Sefiller”de 823 Kelimelik Tek Bir Cümle
26 kez okundu
4
Virginia Woolf Ayakta Yazdı: Edebiyat Tarihinin En İlginç Yazma Alışkanlıklarından Biri
21 kez okundu
5
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
21 kez okundu