1960’lar, Türk edebiyatında toplumsal romanın en verimli ve en etkili dönemlerinden biridir. 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle başlayan dönemde, toplumsal uyanış, sınıf çatışmaları, köyden kente göç, feodal düzenin eleştirisi ve sol düşüncenin yükselişi edebiyata güçlü biçimde yansımıştır. Yazarlar, edebiyatı bir “toplumsal vicdan” aracı olarak görmüş, gerçekçi ve eleştirel bir üslup geliştirmiştir. Bu dönem, “köy romanı”nın zirveye çıktığı, işçi ve aydın romanlarının geliştiği bir geçiş evresidir.
Yaşar Kemal Dönemin en büyük epik anlatıcısıdır.
Orhan Kemal Kentteki küçük insanın, işçinin ve yoksulun romancısıdır.
Kemal Tahir Toplumsal yapıyı tarihsel ve sınıfsal boyutuyla ele alır.

Fakir Baykurt Köy romanının en önemli temsilcilerinden.
Diğer Önemli İsimler
1960’ların toplumsal romanları, Türk edebiyatının “toplumsal sorumluluk” bilincini zirveye taşımıştır. Bu eserler, köyü ve kenti, ezileni ve ezenleri, umudu ve umutsuzluğu aynı anda anlatmıştır. 1980’lerden sonra bireysel ve postmodern yaklaşımlar artsa da, bu dönemdeki gerçekçi damar hâlâ birçok yazara ilham vermektedir.
Sonuç olarak, 1960’ların toplumsal romanları, edebiyatı “güzel sanat” olmaktan çıkarıp, toplumun vicdanı hâline getirmiştir. Yaşar Kemal’in epik dili, Orhan Kemal’in samimi gerçekçiliği ve Fakir Baykurt’un köylü duyarlılığı, Türk romanının en değerli miraslarından biridir.
Bu eserler, “edebiyat ne işe yarar?” sorusuna en güçlü cevaplardan bazılarını verir: Edebiyat, ezilenlerin sesi olduğu zaman gerçekten anlam kazanır.
İsterseniz belirli bir yazar (Yaşar Kemal, Orhan Kemal vb.) veya tema (köy romanı, göç, sınıf çatışması) üzerine daha detaylı bir inceleme de yapabilirim.

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Modernleşme
4
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
56 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.