Bazı yazarlar yatarak, bazıları kahve içerek, bazıları da özel bir odada yazar. Virginia Woolf ise bambaşka bir yöntem seçmişti: Tüm kitaplarını ayakta yazıyordu.
Evet, modern edebiyatın en önemli isimlerinden biri, “Kendine Ait Bir Oda” ve “Dalgalar” gibi başyapıtlarını masaya yaslanarak, ayakta dikilerek kaleme aldı. Woolf’un yazma masası aslında bir tür yüksek yazı sehpasıydı. Odasında uzun süre ayakta durabilecek şekilde düzenlenmiş bu masada saatlerce yazardı.
Woolf’un bu alışkanlığı tamamen bilinçli bir tercihti. Birkaç nedeni vardı:
Kız kardeşi Vanessa Bell’in anılarında da Virginia’nın çalışma odasında yüksek bir sehpanın önünde ayakta dikildiği ve kalemi elinde evirip çevirerek yazdığı detaylıca anlatılır.

Virginia Woolf bu konuda yalnız değildi:
Ancak Woolf kadar tutarlı ve uzun yıllar boyunca bu yöntemi kullanan başka bir büyük yazar pek yok.
Woolf’un ayakta yazma alışkanlığı o kadar ünlüydü ki, bugün hâlâ bazı yazarlar “Woolf yöntemi” diye özel yüksek masalar kullanıyor. Modern standing desk’lerin (ayakta çalışma masası) atası sayılabilir.
Bu alışkanlık aynı zamanda Woolf’un disiplinini de gösteriyor. Akıl sağlığı sorunlarıyla boğuştuğu dönemlerde bile yazmayı bırakmamış, üstelik ayakta durarak devam etmişti. Bu, onun için sadece bir yazma tekniği değil, aynı zamanda hayata tutunma biçimiydi.
Bir dahaki sefere uzun süre oturup yazmaktan sıkıldığınızda Virginia Woolf’u hatırlayın. Belki de en iyi fikirler, ayaklarınız yere basarken ve zihniniz dik dururken geliyor.
Bazı yazarlar kelimeleri koltukta kovalarken, Virginia Woolf onları ayakta yakalıyordu. Ve sonuç ortada: 20. yüzyıl edebiyatının en güçlü seslerinden biri.

Virginia Woolf Ayakta Yazdı: Edebiyat Tarihinin En İlginç Yazma Alışkanlıklarından Biri
3
Victor Hugo’nun Edebi Rekoru: “Sefiller”de 823 Kelimelik Tek Bir Cümle
26 kez okundu
4
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
21 kez okundu
5
Virginia Woolf Ayakta Yazdı: Edebiyat Tarihinin En İlginç Yazma Alışkanlıklarından Biri
20 kez okundu