Martin Heidegger (1889-1976), 20. yüzyılın en etkili ve tartışmalı filozoflarından biridir. Varlık ve Zaman (Sein und Zeit, 1927) gibi eserleriyle “Varlık” (Sein) sorusunu yeniden merkeze yerleştiren Heidegger, edebiyatı salt estetik bir uğraş olmaktan çıkarıp, Varlığın açığa çıktığı temel bir alan hâline getirmiştir. Ona göre şiir ve edebiyat, felsefenin yapamadığını yapar: Varlığı “söyleme” imkânı sunar. Heidegger’in felsefesi, varoluşçuluktan postmodernizme, hermeneutikten ekokritik edebiyata kadar geniş bir etki yaratmış, yazarları “Dasein” (orada-olmak), otantiklik, ölüm-öncesi-varlık ve “dünyanın dünyasallaşması” gibi kavramlarla düşünmeye sevk etmiştir.
Heidegger’in “Dasein” kavramı, edebiyatta bireyin dünyayla iç içe geçmiş, fırlatılmış (Geworfenheit) varlığını vurgular. İnsan, önceden belirlenmiş bir öz taşıyan bir varlık değil; sürekli yorumlayan, kaygıyla (Angst) yaşayan ve ölüme doğru var olan bir varlıktır. Bu anlayış:
Heidegger, özellikle Hölderlin, Rilke ve Trakl gibi şairleri yorumlarken şiiri “Varlığın evi” olarak tanımlar. Şiir, teknolojik çağda Varlığın unutuluşuna (Seinsvergessenheit) karşı bir direniştir.
Heidegger’in 1930’larda Hölderlin üzerine verdiği dersler, edebiyat eleştirisinde “hermeneutik döngü” kavramının temelini atmıştır. Anlam, metinle okur arasında sürekli bir yorum hareketidir; asla sabit değildir.

Heidegger’in etkisi, Sartre ve Camus üzerinden varoluşçu edebiyata, Derrida üzerinden dekonstrüksiyona uzanır:
Heidegger’in Nazi geçmişi, felsefesinin edebiyattaki etkisini gölgelemiştir. Yine de düşüncesi, edebiyatı “Varlığı düşünme” aracı olarak yeniden tanımlamıştır. Günümüzde ekokritik ve posthümanist edebiyat, Heidegger’in “toprak” ve “dünya” ikiliğinden beslenmeye devam eder.
Sonuç olarak, Martin Heidegger edebiyatı, Varlığın unutulduğu bir çağda “açığa çıkarma” (aletheia) etkinliği olarak görmüştür. Onun felsefesi, yazarları sıradan hikâye anlatmaktan öte, varoluşun temel sorularını sormaya davet eder. Edebiyat, Heidegger’e göre felsefenin rakibi değil, en yakın yoldaşıdır.
Heidegger’in en bilinen cümlelerinden biriyle bitirelim: “Dil, Varlığın evidir.”
Bu cümle, onun edebiyat anlayışının da özetidir.
İsterseniz Heidegger’in Hölderlin yorumları, Varlık ve Zaman’ın edebiyattaki yansımaları, Celan-Heidegger ilişkisi veya Derrida’nın Heidegger eleştirisi üzerine daha detaylı bir inceleme yapabilirim.

Dostoyevski’nin Romanlarında Din ve İnanç Üzerine Felsefi Tartışmalar
3
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
36 kez okundu
4
Victor Hugo’nun Edebi Rekoru: “Sefiller”de 823 Kelimelik Tek Bir Cümle
34 kez okundu