William Faulkner (1897-1962), 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en büyük yenilikçilerinden biridir. Nobel Edebiyat Ödülü’nü 1949’da alan Faulkner, eserlerinde zamanı doğrusal bir çizgi olarak değil, katmanlı, döngüsel ve kırık bir yapı olarak kullanır. Ona göre zaman, geçmişin şimdiye sürekli sızdığı, geleceğin ise zaten yaşanmış gibi hissedildiği bir akıştır. Bu yaklaşım, özellikle Güney Amerika’nın tarihsel travmalarını (Kölelik, İç Savaş, çöküş) anlatmak için ustaca işlenmiştir.
Faulkner, “Geçmiş asla ölmez. Hatta geçmiş bile değildir” der. Bu cümle, tüm eserlerinin özetidir. Zaman onda:
1. Ses ve Öfke (The Sound and the Fury, 1929) Faulkner’ın başyapıtı ve zaman kullanımının en radikal örneğidir. Roman dört bölümden oluşur:
2. Absalom, Absalom! (1936) Faulkner’ın en karmaşık romanı. Hikâye, farklı anlatıcılar tarafından tekrar tekrar anlatılır. Her anlatım, olaya yeni bir zaman katmanı ekler. Geçmiş, şimdiki zamanda yeniden inşa edilir. Thomas Sutpen’in hikâyesi, Güney’in yükseliş ve çöküşünü zamanın katmanları üzerinden anlatır.

3. Döktüğüm Kan (As I Lay Dying, 1930) Aile, ölen annenin tabutunu taşımak için yolculuğa çıkar. Her karakterin iç monoloğu, zamanı farklı algılar. Yolculuk hem fiziksel hem zamansal bir katmandır.
Faulkner zamanı şu amaçlarla kullanır:
Faulkner, zamanı bir “hapishane” olarak da görür. Karakterleri geçmişe hapsolmuş hâlde resmeder; ancak bu hapishane aynı zamanda kimliklerinin kaynağıdır.
Faulkner’ın zaman anlayışı, Gabriel García Márquez’den William Golding’e, Toni Morrison’dan Haruki Murakami’ye kadar birçok yazarı etkilemiştir. Modernist edebiyatın en önemli yeniliklerinden biri olan “zamanın parçalanması”, onun sayesinde edebiyatın temel teknikleri arasına girmiştir.
Sonuç olarak, William Faulkner eserlerinde zamanı, bir anlatım aracı olmanın ötesinde, varoluşun kendisi olarak kullanmıştır. Geçmişin şimdiye sızması, geleceğin ise zaten yaşanmış gibi hissettirilmesi, onun en büyük sanatsal başarısıdır. Faulkner okuru, “Zaman nedir ve bizi nasıl şekillendirir?” sorusuyla baş başa bırakır.
Onun en ünlü cümlelerinden biriyle bitirelim: “Geçmiş asla ölmez. Hatta geçmiş bile değildir.”
Bu cümle, Faulkner’ın tüm eserlerinin anahtarını verir.
İsterseniz Ses ve Öfke’deki Benjy bölümünün zaman analizi, Absalom, Absalom!’daki çok katmanlı anlatım veya Faulkner’ın diğer modernist yazarlarla karşılaştırması üzerine daha detaylı bir inceleme yapabilirim.

Viktor Frankl’ın “İnsanın Anlam Arayışı”nda Hayatta Kalma İradesi
3
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
37 kez okundu
4
Victor Hugo’nun Edebi Rekoru: “Sefiller”de 823 Kelimelik Tek Bir Cümle
35 kez okundu