Thomas More’un Ütopya (1516) adlı eseri, Batı düşünce tarihinde ütopya türünün kurucusu ve en etkili metinlerinden biridir. Tam adı De Optimo Rei Publicae Statu deque Nova Insula Utopia olan bu kitap, hem bir toplum eleştirisi hem de ideal bir devlet tasarımı sunar. More, Rönesans hümanizminin önemli bir temsilcisi olarak, dönemin İngiltere’sindeki sosyal adaletsizlikleri keskin bir ironiyle eleştirirken, hayali “Ütopya” adasında mükemmel bir toplum modeli çizer.
Kitap iki kısımdan oluşur:
“Ütopya” kelimesi Yunanca “ou-topos” (hiçbir yer) ve “eu-topos” (iyi yer) kelimelerinden gelir. Yani hem “mükemmel yer” hem de “hiçbir yerde olmayan yer” anlamına gelir. More, bu ikiliği ustalıkla kullanır.
More’un ideal toplumunda şu ilkeler hâkimdir:

More, bu modelle kendi toplumunu (İngiltere’yi) eleştirir. Yoksulluğun, hırsızlığın ve adaletsizliğin temelinde özel mülkiyet ve açgözlülük olduğunu gösterir.
Ütopya, totaliter eğilimler (katı kurallar, seyahat yasağı, altın kaplar gibi) içerdiği için eleştirilmiştir. Ancak More’un asıl amacı, kendi döneminin adaletsizliklerini göstermekti. Eser, ütopya/distopya türünün temelini atmıştır. Thomas More’dan sonra Campanella (Güneş Ülkesi), Bacon (Yeni Atlantis), Huxley (Cesur Yeni Dünya) ve Orwell (1984) gibi yazarlar bu geleneği sürdürmüştür.
Türk düşünce tarihinde de Ütopya, Tanzimat’tan itibaren ilgi görmüştür. Özellikle sosyalist ve hümanist düşünürler tarafından sıkça referans alınmıştır.
Sonuç olarak, Thomas More’un Ütopya’sı, sadece bir ideal toplum tasarımı değil; kendi dönemini acımasızca eleştiren ve “Daha iyi bir dünya mümkün mü?” sorusunu 500 yıldır sorduran bir eserdir.
More, Rönesans hümanizminin ışığında, insan aklının toplum düzenini iyileştirebileceğine inanmıştır. Ancak ironisiyle de “mükemmel toplum” arayışının tehlikelerini ima etmiştir. Bugün bile, eşitsizlik, adalet ve ideal düzen tartışmalarında Ütopya, en temel referans metinlerinden biridir.
Kitabı okuduğunuzda, 16. yüzyıl İngilteresi’ni değil, kendi toplumunuzun aynasını görürsünüz. Çünkü ütopya arayışı, insanın en eski ve en güzel hayallerinden biridir.

Dostoyevski’nin Romanlarında Felsefi Sorgulamalar
3
Victor Hugo’nun Edebi Rekoru: “Sefiller”de 823 Kelimelik Tek Bir Cümle
26 kez okundu
4
Virginia Woolf Ayakta Yazdı: Edebiyat Tarihinin En İlginç Yazma Alışkanlıklarından Biri
21 kez okundu
5
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
21 kez okundu