Hilary Mantel (1952-2022), 21. yüzyılın en önemli tarihi roman yazarlarından biridir. Özellikle Wolf Hall üçlemesiyle (Wolf Hall, Bring Up the Bodies ve The Mirror & the Light) Tudor Dönemi’ni (16. yüzyıl İngiltere’si) yeniden yazmış ve tarihi roman türünü modern edebiyata uyarlamıştır. Bu eserler, sadece bir dönemi anlatmakla kalmaz; iktidar, sadakat, din, sınıf ve bireysel irade gibi evrensel konuları derinlemesine sorgular.
Hilary Mantel’in başyapıtı, İngiliz tarihinde en karanlık ve en dönüştürücü dönemlerden biri olan VIII. Henry’nin saltanatını, Thomas Cromwell’in gözünden anlatır:
Mantel, geleneksel tarihi romanlardan çok farklı bir yol izler. Tarihi figürleri (Henry, Anne Boleyn, Thomas More) arka plana yerleştirir ve Thomas Cromwell’i merkeze alır. Cromwell’i, çoğu tarih kitabında “soğuk bir bürokrat” olarak gösterilen bu adamı, zeki, pragmatik, travmatik bir geçmişe sahip, derinlikli bir insan olarak resmeder.
Hilary Mantel’in Tudor romanları şu yenilikleri içerir:

Üçleme, iki Booker Ödülü kazanmış ve BBC tarafından muhteşem bir mini dizi olarak uyarlanmıştır. Mantel, tarihi romanı “tozu alınmış antika” olmaktan çıkarıp, günümüz okurunun entelektüel ve duygusal ihtiyaçlarına hitap eden dinamik bir türe dönüştürmüştür.
Türk okurları için de büyük önem taşır. Osmanlı-Tudor paralellikleri (mutlak iktidar, din-siyaset ilişkisi, bürokratik yükseliş) üzerinden kendi tarihimizi düşünmeye imkân tanır. İskender Pala gibi yazarların Osmanlı romanlarıyla birlikte okunduğunda, farklı imparatorlukların iktidar mekanizmaları üzerine zengin karşılaştırmalar yapılabilir.
Hilary Mantel, Tudor Dönemi’ni yazarken aslında iktidarın doğasını yazmıştır. Thomas Cromwell üzerinden gösterir ki, zekâ, sadakat ve fırsatları değerlendirme yeteneği, bir insanı hem en tepeye çıkarabilir hem de bir anda yok edebilir.
Wolf Hall üçlemesi, tarihi roman severler için bir başyapıttır. Mantel, geçmişi anlatırken bugünü de aydınlatır. Çünkü iktidar oyunları, entrikalar, inanç çatışmaları ve bireysel trajediler, 16. yüzyılda da bugün de aynı insanî dramı sahneye koyar.
Eğer Tudor İngiltere’sini sadece “tarih” olarak değil, “insanlık hâli” olarak anlamak istiyorsanız, Hilary Mantel’in romanları en iyi başlangıç noktalarından biridir. Okuduktan sonra VIII. Henry’nin sarayı size hem çok uzak hem de çok tanıdık gelecektir.

Umberto Eco’nun “Gülün Adı” ve Orta Çağ Anlayışı
3
Victor Hugo’nun Edebi Rekoru: “Sefiller”de 823 Kelimelik Tek Bir Cümle
26 kez okundu
4
Virginia Woolf Ayakta Yazdı: Edebiyat Tarihinin En İlginç Yazma Alışkanlıklarından Biri
21 kez okundu
5
Sesli Kitapların Popülerleşmesi ve Edebiyatın Yeni Bir Biçimi
21 kez okundu