a

Haruki Murakami’nin Sürreal Dünyası

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Haruki Murakami’yi okumak, gerçek dünyadan sessizce kayıp paralel bir evrene adım atmak gibidir. Japonya’nın en popüler ve en gizemli yazarı, 1949’da Kyoto’da doğdu. Caz müziği tutkunu, eski plak koleksiyoncusu ve uzun mesafe koşucusu olan Murakami, 29 yaşında bir beyzbol maçında aniden yazmaya karar verdiğini söyler. O günden beri yazdığı her roman, okuru hem tanıdık hem de tuhaf bir dünyaya sürükler.

ad826x90

Murakami’nin eserlerinde en dikkat çeken özellik, sürrealizmle gerçekçiliği ustaca harmanlamasıdır. Kumandanı Öldürmek, 1Q84, Sahilde Kafka veya Norwegian Wood gibi romanlarında gündelik hayatın içine birdenbire fantastik unsurlar girer: Kuyulara inen karakterler, paralel evrenler, konuşan kediler, iki ayın olduğu gökyüzü, kaybolan insanlar… Bunlar asla açıklanmaz. Murakami size “Neden?” diye sormaz; sadece “Bu böyle” der ve yoluna devam eder.

Onun dünyasında yalnızlık çok belirgindir. Karakterleri genellikle içine kapanık, duygusal olarak kopuk genç erkeklerdir. Sevdikleri kadınlar ise genellikle ulaşılmaz, gizemli ve biraz da tehlikelidir. Müzik (özellikle caz ve klasik), kediler, makarna tarifleri ve eski plaklar ise romanlarının vazgeçilmez unsurlarıdır. Okur, Murakami’nin sayfalarında hem Japonya’nın modern yalnızlığını hem de evrensel bir yabancılaşmayı hisseder.

En çarpıcı yanı ise tarzıdır. Cümleleri sade, neredeyse düzdür. Ama bu sadeliğin içinde derin bir melankoli ve huzursuzluk yatar. “Sihirli gerçekçilik” etiketi ona yapıştırılsa da, o aslında kendi yarattığı bir türün tek temsilcisidir. Eleştirmenler bazen “fazla popüler” diye küçümser, bazen de “çağımızın en önemli yazarı” diye över. Murakami ise bu tartışmalara girmek yerine her sabah 5 kilometre koşmaya ve yeni bir roman yazmaya devam eder.

ad826x90

Sahilde Kafka belki de onun en karanlık ve en büyüleyici romanıdır. Bir oğlan çocuğu ile yaşlı bir adamın paralel hikâyeleri, ormanlar, kaybolmuş ruhlar ve metaforik bir kütüphane… Murakami burada mitolojiyi, rüyaları ve bilinçaltını ustaca iç içe geçirir. Okuduktan sonra günlerce etkisinden kurtulamazsınız.

ad826x90

Murakami’nin en büyük gücü, okuru kendi yalnızlığına ikna etmesidir. Onun karakterleri gibi siz de kendinizi “dünyanın dışında” hisseder, ama bu yalnızlığın içinde tuhaf bir teselli bulursunuz. Çünkü Murakami size şunu fısıldar: “Yalnızlık normaldir. Rüyalar gerçektir. Ve her şeyin bir anlamı olmak zorunda değildir.”

Bugün hâlâ her yeni kitabı olay olan nadir yazarlardan biridir. Çünkü o, sadece hikâye anlatmaz; modern insanın ruh hâletini, sessiz çığlığını ve tuhaf umudunu kâğıda döker.

Haruki Murakami’nin sürreal dünyasına girdiğinizde bir daha tam olarak çıkamazsınız. Zaten o da bunu ister: Okurunun bir parçasını kendi evreninde sonsuza dek tutmayı.

Ve siz de, o paralel dünyanın kapısından girdikten sonra, bir daha eski hâlinize dönemeyeceğinizi anlarsınız.

ad826x90

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Orhan Pamuk’un Eserlerine Derin Bir Bakış

HIZLI YORUM YAP